Dijital Kültür Beyin Kıvrımlarımızı Nasıl Şekillendiriyor?

Share

Beynimizin dış dünyada yaşanan olaylara karşı inanılmaz bir adaptasyon yetisi vardır. Bu, bilimsel olarak Nöroplastisite kavramı ile açıklanıyor. Nöroplastisitenin tanımı ise; Sinir sisteminin çevresel değişikliklere ve hasarlanmaya karşı nörofiziksel ve nörokimyasal uyum geliştirme yetisi. Yani beynimizin yaşadığımız deneyimler sonucunda değişebilme yeteneğine verilen isimdir.

Dış dünya ile yaşadığımız bu benzersiz etkileşimler sayesinde fiziksel beynimiz değişime uğruyor ve de her birimizin deneyimlerine göre kişiselleşiyor.  Aynı zamanda biyolojik bir değişimin yaşanıyor olup olmadığı da tartışma konusu. Peki bu etkileşimlerle değişebilme yetisine sahip olan beynimiz, yaygın olarak kullanılan dijital teknoloji ile beklenmedik bir değişimle karşılaşırsa neler olur acaba?

brain

Günümüz insanı  gününün ortalama 10-12 saatini hızlı bir ritmi olan ve etkileşim oranının yüksek olduğu internet başında geçiriyor. Ancak internet üzerindeki etkileşim yalnızca iki boyutlu. Göz kontağı insan iletişiminin en temel bileşenlerinden biridir.  Ve diğer iletişim türlerinin en güçlüsü olarak kabul edilir. Bu durumda eğer genç bir beyin sürekli bir ekran aracılığıyla kişilerle etkileşime geçmeye maruz kalırsa, empati kurabilmek için gerekli olan becerileri eski kuşaklar kadar iyi edinemeyecektir. Bu konuyla ilgili farklı bir bakış açısı içeren Massachusetts Teknoloji Enstitüstünde Psikolog olan Sherry Turkle’ın “İletişim içerisinde ama yalnız mıyız?” adlı Ted konuşmasını izleyebilirsiniz. 

Dijital kültürün etkilerinden bir diğeri de video oyunlarıyla ilgili. Nöropsikolojik araştırmalar sürekli ve sık video oyunu oynanması aşırı umursamazlığa yol açıyor. Veriler aynı zamanda kısa dikkat aralıklarının ve olası bağımlılıkların da meydana gelebileceğini gösteriyor. Bununla birlikte takıntılı oyuncuların beyinlerinde önemli ölçüde kimyasal ve yapısal değişiklikler olduğu da belirtiliyor.

gaming-girl110614120653

Şimdi de arama motorlarını düşünün. Sizce internet herkesin tartıştığı bilişsel becerileri ve öğrenmeyi geliştiriyor mu? Buradaki sorun, bilgisayarın bize verileri sunma hızı ile anlama ve kavrama hızımızın eşit düzeyde olmamasıdır. Google başkanı Eric Schmidt bununla ilgili olarak; “ Bilginin ezici hızı ile dikkat dağınıklığı, kavramamızı ve bununla birlikte de derinlemesine düşünmemizi etkiliyor. Ben hala oturup bir kitap alıp okumanın  öğrenmenin en iyi yolu olduğunu düşünüyorum” diyor.

Beynimizin elastikiyetine bakılırsa, dijital kültüre adapte olmasına hiç şaşırmamak gerek. Bilim ve teknoloji hayatlarımızın süresi ve kalitesi üzerinde de inanılmaz etkiler yaratıyor. Daha uzun bir ortalama yaşam süresine ve özel ilgi alanlarımıza ayıracak daha fazla vakit buluyoruz. Tıpkı iklim değişikliği gibi beynimizin değişikliği de oldukça karmaşık, benzersiz ve çelişkilidir. Çıkarım yapmak gerekirse bu durumun negatif etkilerinin yanında sonraki kuşaklara aktarabileceğimiz ve içimizdeki tam potansiyeli ortaya çıkaracak pozitif katkıları da göz ardı edilemez.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir